Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
admin

SAHADA DEĞİL; SAHA DIŞINDA KAYBEDİYORUZ

Spor Eleştirmeni Nejat Kabay, İzmir İçin okuyucuları için kaleme aldı.

Eski futbolcuların hâkimiyeti, Türkiye’de futbolun birinci sorunudur. Her taşın altından onlar çıkıyor. Eskiler oldukça yeni bir sistem, yeni bir düzen ve yeni bir anlayışın oluşması mümkün değil.

Millî takıma gelince… Orada da yine eski abi futbolcularla ilgili bir sorun var. Hakan, Merih Demiral, Apo, İrfan Kahveci ve Çağlar kendi aralarında bir grup oluşturmuş. Montella’yı da etkileri altına almışlar. Takımı istedikleri gibi kurup istedikleri oyunu oynatıyorlar.

İlk maçta oyuncu tercihleri, taktik anlayışı ve hatta sistem seçimi yanlıştı. Rakip, 2 metrelik oyunculardan oluşan beşli savunmayla kalenin önüne adeta iki otobüs çekmişti. Sen ise 1.70 boyundaki Kerem’le gol atmaya çalışıyorsun. Adamlar “gel gel” yapıyor, sen de tuzağa düşüp yükleniyorsun. Arkadaki Apo–Merih ikilisi ise tank gibi. Açık alanda hızlı oyunculara karşı hiç şansları yok. Zaten yenilen goller de hızlı hücumlar sonucunda geldi.

Aslında ilk iki maçta sadece Montella değil, analiz ekibi de sınıfta kaldı. Avusturya analiz ekibi çok iyi çalışmış. Senin takımının adeta ince bağırsaklarına kadar röntgenini çekmişler. Senin analizcilerin ise resmen uyumuş. Antrenör ekibini oluştururken işin içine eş dost, akraba ve ahbap-çavuş ilişkilerini sokarsan, faturası da işte böyle ağır olur.

Özetle; ilk iki maçın faturası takımın dominant abilerine, onlara bu kadar alan tanıyan Montella’ya, Amerika’ya turist gibi gittiği anlaşılan antrenörler ve teknik ekibe, eşofmanını giyip takımla birlikte yaşayan (dünyada buna benzer bir federasyon başkanı örneği yok) federasyon başkanına, Avrupa’nın önemli kulüplerinde oynayan iki üç futbolcumuz var diye bizi neredeyse dünya şampiyonluğunun en büyük adaylarından biri ilan eden şaşkın Türk medyasına ve son olarak da futbolun sadece kazanmaktan ibaret olmadığını, kaybetmenin de kazanmak kadar doğal olduğunu hâlâ kabullenemeyen halkımıza kesilmelidir.

Not: Amerika topraklarına ayak basar basmaz ilk işleri garip ve abartılı saç, sakal ve bıyık modelleri aramak olan bazı futbolcularımızın, günlük hayatlarında ne kadar boş işlerle uğraştıklarını ibretle gördük. Büyük takımlarda oynamak, büyük paralar kazanmak ve çok ünlü olmak bir insanı otomatik olarak büyütmüyor. Türk futbolunun ve futbolcusunun bu anlamda çok ciddi psikososyolojik sorunları ve eksikleri var. Kulüpler ve millî takımlar bu açığı kapatmak için en kısa sürede gerekli önlemleri almalıdır. Elbette bunun temelinde, akademilerde yetişen gençlerin erken yaşta doğru eğitimden geçirilmesi de bir zorunluluktur.

Akademilerde çalışmış biri olarak son sözüm şudur: Biz yeteneklerimizi saha içinde değil, daha çok saha dışında kaybediyoruz.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER