Belediyeden yapılan açıklamada, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 ve 238’inci maddeleri kapsamında gerçekleştirilen başvurunun, belediyenin kurumsal hak ve menfaatlerini korumaya yönelik rutin bir hukuki işlem olduğu vurgulandı.
Başvurunun kamu zararının gerçekleştiğinin kabulü veya herhangi bir sanığın suçlu olduğuna ilişkin bir irade beyanı anlamına gelmediği ifade edilen açıklamada, belediyenin yargısal takip faaliyetlerinin temel amacının hukuki süreçlerde usuli hak kaybını önlemek olduğu kaydedildi.
Başvurunun 8 Eylül’de yapıldığı belirtildi
Söz konusu başvurunun güncel tartışmalar üzerine yapılmadığına dikkat çekilen açıklamada, talebin 8 Eylül 2026’da dosyaya sunulduğu ve 16 Ekim itibarıyla 38 gündür UYAP üzerinden dosyayı takip eden taraf avukatlarının incelemesine açık olduğu belirtildi.
Katılma talebinin ilk duruşmada mahkeme tarafından ele alınmasının ceza yargılamasının olağan işleyişinin bir parçası olduğu ifade edilen açıklamada, başvuruya ilişkin kararın mahkemeye ait olduğu vurgulandı.
Önceki dönemlerde de benzer başvurular yapıldı
Belediye, uygulamanın yeni veya yalnızca söz konusu davaya özgü olmadığını belirterek, önceki belediye başkanlarının görev dönemlerinde de benzer ceza yargılamalarında katılma taleplerinde bulunulduğunu aktardı. Açıklamada, halen devam eden farklı ceza davalarında da aynı hukuki yaklaşım doğrultusunda başvuruların sürdürüldüğü kaydedildi.
“Siyasi hesaplaşma” iddialarına yanıt
İşlemin siyasi bir hesaplaşma ya da önceki değerlendirmelerden dönüş olarak yorumlanmasının hukuki niteliğiyle bağdaşmadığı belirtilen açıklamada, kamu zararının ve yargılamaya konu suçlamaların değerlendirilmesinin yargı mercilerinin yetkisinde olduğu ifade edildi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, tüm yargısal süreçlerde olduğu gibi bu dosyada da hukukun üstünlüğü ve kamu yararı ilkeleri doğrultusunda hareket edildiğini bildirdi.
