İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, AK Parti’ye katılma kararına giden süreci ve kararında etkili olan gelişmeleri Yeni Asır’a anlattı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmenin kendisinde olumlu bir izlenim bıraktığını belirten Tugay, rozet takma töreninde Erdoğan’ın konuşması boyunca yanında durmasına ilişkin, “Konuşmamın bitmesini bekleyen, beni o kürsüde yalnız bırakmayan Recep Tayyip Erdoğan’ın önümüzdeki süreçte İzmir’i de yalnız bırakmayacağına eminim” dedi.
AK Parti’ye katılımının ardından Yeni Asır Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ercan Demir, Yazı İşleri Müdürü Zümrüt Yılmaz ve Haber Müdürü Burcu Ilgın Hoşafoğlu ile bir araya gelen Tugay, kararının arka planına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İzmir’e hizmet etme hedefiyle hareket ettiğini vurgulayan Tugay, kamuoyunda tartışma yaratan kararının gerekçelerini ve süreç boyunca yaşadıklarını paylaştı.
Göreve geldiğinde karşılaştığı belediye sorunlarına değinen Tugay, özellikle İZBETON’un mali durumu, toplu iş sözleşmeleri ve personel yapısına dikkat çekti. İzmir’in deprem riski, kentsel dönüşüm ihtiyacı ve altyapı eksikliklerinin giderilmesi için merkezi yönetimle iş birliğinin önemini dile getirdi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile gerçekleştirdiği görüşmenin karar sürecinde etkili olduğunu belirten Tugay, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yaptığı görüşmenin de düşüncelerini şekillendirdiğini ifade etti. Tugay, kamuoyunda eleştirilen “refik” ve “kimsesizlerin kimsesi” ifadelerine ilişkin değerlendirmelerini de anlattı.

KARAR SÜRECİNDE BAKAN KURUM İLE GÖRÜŞME ETKİLİ OLDU
“Süreci ben de tam olarak bilmeden yaşadım. Benim için kırılma Çevre Şehircilik Bakanımız Murat Kurum’la görüşmemizden sonra oldu. Karabağlar’da 440 hektarlık alandaki kentsel dönüşüm sorunumuzu konuşmak üzere Çevre Şehircilik Bakanlığımıza gittik, görüştük.
Bu konunun ardından bana Bakan Kurum, “İzmir nasıl gidiyor? Ne yapıyorsunuz?” dedi. “Vallahi elimizden geleni yapıyoruz ama epey bir sıkıntımız var” dedim. “Bağımsız olarak mı devam edeceksin?” dedi. “Şu anda öyle düşünüyorum. Herhangi bir verilmiş kararım yok” diye cevap verdim.
Geçmiş dönemde İzmir’e ulaşmaya çalıştıklarını ama belediye başkanları tarafından dışlandıklarını söyledi. “Biz ne zaman bir şey yapmak istesek hep bunu engelleyecek adımlar attılar. Biz de bundan mutsuzuz” dedi. Tecrübeli bir siyasetçi olduğu için bu noktada “Keşke sen AK Parti’ye gelsen de daha uyumlu çalışsak” dedi.
“Bağımsız olarak da bunu yapamaz mıyız?” diye sordum. O da “Öyle de olur ama siyasetin doğası gereği AK Parti’yle olursan daha da başarılı işler yaparsın” dedi ve kafamda böyle bir parantez açtı.
Açıkçası o andan sonra düşünmeye başladım. O gün Bakan Murat Kurum’un bana olan sıcak ve dostane tavrından çok etkilendim. Sonraki süreçte de hem Sayın Kurum ile birkaç görüşmemiz oldu hem de dolaylı olarak konunun Cumhurbaşkanı’na iletildiğini, onun da böyle bir şeyi istediğini söylediler. Epeyce bir düşündüm.”
KAYNAK: YENİASIR
