Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
İsmail Gökmen
İsmail Gökmen

Haluk Levent

Meslek yaşamım boyunca çok sahtekâr gördüm. Kendini polis, emniyet görevlisi, profesör ya da doktor olarak tanıtan insanlarla karşılaştım. Hiçbirinden korkmadım. Her zaman gardımı aldım. Bugüne kadar da kimse beni kandıramadı.

Hastanede çalışmadığı halde yakasında stetoskopla dolaşan, kendisini sağlık çalışanı gibi gösteren inşaat işçileri gördüm. Yıllarca ailesine ajan olduğunu söyleyen insanlarla karşılaştım. Hatta bir hastanede eşine kendisini doktor olarak tanıtan kişilere bile şahit olduk. Bu bir olayı abartmak değil; meselenin bambaşka bir boyutu.

Rahat olun, bu tür insanlar dünyanın her yerinde var. Viyana’ya ilk geldiğimde kendisini profesör olarak tanıtan biri, vize yenileme dönemimde bana yardımcı olabileceğini söylemişti. Oysa ortada çözülmesi gereken bir problem bile yoktu. O gün neden böyle bir teklif yaptığını sorgulamadım. Çünkü bu tür girişimlerin sonunda genellikle bir çay-çorba parası beklentisi olur.

İstanbul basını ile Anadolu basını 2000’li yıllara kadar birbirinden oldukça kopuktu. Ancak büyük olaylarda gazetelerin sayfaları birbirine benzerdi. O yıllarda gazetelerin üçüncü sayfalarını en çok süsleyen haberler genellikle bu tür dolandırıcılık hikâyeleriydi. Çok yazdım, çok gördüm. Arşivlere baksak çok güleriz.

Öyle olaylar vardı ki; polise kendisini polis olarak tanıtan insanlar çıkıyordu karşımıza. “Vali yardımcısıyım” diyenler, “belediye başkanıyım” diye dolaşanlar bazen kapı komşumuz olabiliyordu.

Haluk Levent meselesini duyunca aklıma Jet Fadıl geldi. Asayiş polisleri ona “Jeton” derdi. Polis jargonunda “jeton”, sık sık cezaevine girip çıkan kişiler için kullanılan bir koddur; hakaret amacı taşımaz.

Eskiden telefonları jetonla kullanırdık. Aradığımız numara cevap vermediğinde telefonu kapatır kapatmaz jeton geri düşerdi. Bunu jetonlu telefon dönemini yaşamamış arkadaşlar için anlatıyorum. Bizim gençliğimizde cebimizde çoğu zaman paradan çok jeton olurdu. Adeta dolmuş ya da otobüs bileti gibi hayatın bir parçasıydı.

Bizim toplumumuz iyi yürekli insanlardan oluşuyor. Bu yüzden “jetonlar” her zaman olacaktır.

Bir AK Parti düşmanlığı ya da CHP düşmanlığı üzerinden meseleleri okumayı doğru bulmuyorum. Ben iki parti arasında bu açıdan bir fark görmüyorum. İkisi de bu ülkede yasalar çerçevesinde kurulmuş, kendi ideolojileri ve seçmenleriyle faaliyet gösteren siyasi partiler.

Haluk Levent ise kamuoyunda daha çok Atatürk sevgisi ve Cumhuriyet değerleri üzerinden bir konum edindi. Özellikle İzmir’de Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında yıllarca onun marşları çalındı.

1996-97 yıllarında askerlik yaparken birlikte görev yaptığım bir asker sürekli Haluk Levent’e mektup yazıyordu. Haluk Levent’in o dönem sıkıntıları olduğunu, hatta ona para gönderdiğini gördüm. İnsan hiç tanımadığı birine para gönderiyorsa, orada güven duygusunu oluşturan bir şey vardır.

Bazı insanların yüzünde, daha ilk bakışta güven veren bir ifade bulunur. Ben bu durumu biraz buna bağlıyorum.

Selçuk Parsadan devleti kandırmış bir adamdı. Sülün Osman ise devletin projelerini bile satabilecek kadar ikna kabiliyeti yüksek bir isim olarak hafızalara kazındı.

Hepsinin ortak noktası aynıydı:

Yüzleri güven veriyordu.

Peki ya kendileri?

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER