Buca Belediyesi iştiraki Üzümkent’te çalışan işçilerin maaş ödemeleriyle ilgili tartışma sürüyor. AK Partili Meclis Üyesi Hüseyin Oygur, çalışanların uzun süredir ücretlerini alamadığını öne sürerek belediye yönetimine çağrıda bulundu.
“Ayın 15’inde yatıracağız diye söz vermediniz mi?”
Üzümkent çalışanlarına maaşlarının ayın 15’inde yatırılacağı yönünde söz verildiğini ifade eden Oygur, bu sözün yerine getirilmediğini savundu.
Oygur, açıklamasında şunları söyledi:
“Üzümkent çalışan kardeşlerimizin, söz verilmesine rağmen yine maaşları yatırılmadı. Siz ayın 15’inde yatıracağız diye söz vermediniz mi? Zaten 7 aydır maaşlarını alamıyorlar. Verdiğiniz sözü tutmadınız.”
Maaşlarını alamayan çalışanların aileleriyle birlikte ekonomik sıkıntı yaşadığını dile getiren Oygur, özellikle okulların açıldığı dönemde yaşanan mağduriyete dikkat çekti.
“Bu insanlara söz verdiğinizde onların ailelerine de söz verdiğinizi unuttunuz mu? Çocukları okula başladı. Çocuklarına kıyafet, kırtasiye malzemesi alacaklarına, harçlık vereceklerine, beslenme çantalarını eksiksiz hazırlayacaklarına söz verdiler. Siz bu insanların çocuklarına verdikleri sözlerin ve kurdukları hayallerin gerçekleşmesini engellediniz.”
“Bucalı olmak, Bucalının derdiyle dertlenmektir”
Buca sokaklarında büyüdüğünü vurgulayan Oygur, açıklamasının devamında “Bucalılık” üzerinden belediye yönetimine eleştiriler yöneltti.
“Buca bizim sevdamız. Buca sokaklarında büyüdük. Bucalı olmak, Bucalının derdiyle dertlenmek demektir. Bu insanların emekleriyle oynamayın, haklarını yemeyin.”
Oygur sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bucalılık demek; emekçinin alın terine sahip çıkmak, zor gününde hemşehrisinin yanında olmak, makamı değil Buca’nın menfaatini öncelemek demektir. Bu ilçenin ekmeğini yiyip insanına vefa göstermek; sokağını, esnafını, gencini ve çocuğunu kendi ailesi gibi görmek demektir.”
“Buca sadece yaşadığımız yer değil, sahip çıktığımız yuvamızdır”
Oygur, belediye yönetimine çalışanların alacaklarının ödenmesi çağrısında bulunarak açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bucalılık demek, ‘Bana ne?’ demeden Buca’nın her meselesine ‘Bu benim meselem’ diyebilmektir. Çünkü Buca sadece yaşadığımız yer değil, sahip çıktığımız yuvamızdır.”
