İzmir doğumlu sanatçı Aslı Özer, insan bedenini merkezine alan çalışmalarıyla çağdaş sanat alanında dikkat çeken isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Orta Doğu’dan Afrika’ya, Kuzey Amerika’dan Uzak Doğu’ya kadar birçok farklı coğrafyada yaşamış ve seyahat etmiş olan Özer, bu deneyimlerini sanatına çok katmanlı bir kültürel bakış olarak yansıtıyor.

Sanatçının üretimlerinde kimlik, aidiyet, iktidar, duyular ve duygular gibi kavramlar önemli bir yer tutuyor. İnsan bedenini kimi zaman figüratif, kimi zaman ise soyutlayarak ele alan Özer, bireyin “özne mi yoksa nesne mi olduğu” sorusunu eserleri üzerinden sorguluyor. Transhümanizm, insan sonrası ve kültür gibi güncel tartışmalar da sanatçının ilgi alanları arasında bulunuyor.
Aslı Özer’in çalışmalarında dikkat çeken bir diğer unsur ise malzeme çeşitliliği. Geleneksel sanat malzemelerinin yanı sıra epoksi, polimer, resin, metal, cam, ahşap ve tekstil gibi farklı materyalleri bir arada kullanan sanatçı, üretim sürecinde biçimleri yapısöküme uğratarak yeniden kurguluyor. Bu yaklaşım, eserlerinde “öteki” kavramının da yer bulmasını sağlıyor.

Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar alanında lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamlayan Özer, halen Sanatta Yeterlilik sürecini sürdürüyor. Akademik birikimini sanatsal üretimiyle birlikte geliştiren sanatçı, 2012 yılından bu yana kendi atölyesinde çalışmalarına devam ediyor.
Son yıllarda birçok önemli sergide yer alan Aslı Özer, 2024 yılında İzmir ve İstanbul’da düzenlenen “Digital Echos”, “Veni, Vidi, Vici”, “Simülakra” ve “Mülkiyet Fikri” gibi sergilerde eserlerini sanatseverlerle buluşturdu. Daha önce Prag, Bodrum ve İstanbul gibi farklı şehirlerde de sergilere katılan sanatçı, ulusal ve uluslararası alanda üretimlerini sürdürmeye devam ediyor.
Sanatçı, aldığı ödüllerle de dikkat çekiyor. 2019 yılında Cengiz Çekil Jüri Özel Ödülü’ne layık görülen Özer, 2023 yılında Base 7. Edisyon ve Turgut Pura Vakfı kapsamında sergileme ödülleri kazandı.

Aslı Özer’in sanatı, estetik bir üretimin ötesinde, insanın varoluşuna ve toplum içindeki konumuna dair derinlikli bir sorgulama sunuyor. Beden üzerinden yürüttüğü bu yaklaşım, günümüz dünyasında bireyin yerini anlamaya çalışan güçlü ve eleştirel bir sanat dili ortaya koyuyor.

